• Derya Yüce

Bir Direniş Mekanı Olarak Gündelik Mimarlık

(...) İşlev hükmeder, kendini öne sürer eder, vitrindedir; anlam veren işlevdir. Binanın anlamı işlevselliğidir. Nokta. Şekiller sabit hale gelir: İstiflenen ve birleştirilen kutular. Strüktür basitleştirilir, bir iç ve dış nosyonuna göre sağlam kazığa bağlanır. (...) Hazzın mekanı bir binadan, odaların birleştirilmesinden, işlevleriyle tanımlanmış yerlerden ibaret olamaz. (...) Daha ziyade kır ya da bir manzara, sahici bir mekan olacaktır; anlardan, karşılaşmalardan, arkadaşlıklardan, festivallerden, dinlemelerden, sessizlikten, neşeden, heyecanlardan, aşktan, duyusallıktan, aynı zamanda kavrayıştan, muammadan, bilinmezden ve bilinenden, mücadeleden, oyundan oluşan bir mekan.

- Henri Lefebvre. Bir Haz Mimarlığına Doğru

Yale Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Deborah Berke ve Steven Harris, dokuz yıl boyunca haftada iki kere birlikte otobüs yolculuğu yaptılar. Oldukça sıradan ve olağan bu gündelik eylem, iki mimarın kendi disiplinlerine dair bir anlam arayışının sonucu ortaya çıkan ‘gündeliğin mimarlığı’ tanımına bir başlangıç oluşturdu. Özellikle yirmi birinci yüzyılda, gündelik hayat ve kitle kültürü arasındaki yoğun etkileşime karşılık; mimarlık disiplininin pratikliğini ön plana çıkartan, program ve işlevselliği göz ardı etmeyen bir gündelik mimarlık anlayışı savunması geliştirilmiştir. Pazarlama kültürünün ölçeksiz mega yapıları, reklamcılık kurbanı aldatıcı tanıtım jenerikleri, tek tipleşen ve giderek sıkıcılaşan tasarım anlayışları basit ve sıradan olanın karşısında giderek daha çok yer alarak kentliler için bir alışıla gelmiş durum yaratmaya başlamıştır. Tüm bu marka mimar ve projeler ortamında, kaçırılan, terkedilen ve yakalanması belki de çok zor olan durumu anlamaya dair bir yaklaşım geliştiren gündelik mimarlık on ana prensibe dayanmaktadır. Özetle; anonim, sıradan, alelade, kaba, tensel, bedensel, buyurgan ve anıtsal olmayan, işlevsel, odak grup ve piyasa araştırmalarıyla keşfedilemeyen başlıklarıyla gündelik yaşam mimarlığı inşa edilir.


Ortaya çıkış amacı, gündelik pratiklerin göz ardı edilmemesi, ezberlenmiş yöntemlerden ve standartların yaratığı pazarlamacı dünyanın, gündeliğin yakaladığı gerçeklikten yoksunluk olan kavramın, kendi içerisinde belirli ana temaları olması her ne kadar çelişkili de dursa, etrafında dolaştığı konunun önemini yansıtması bağlamında değerli bir noktadadır. Yakalamaya çalıştığı bu tariflenemez anlayışlar demeti, Lefebvre’nin ‘Bir Haz Mimarlığına Doğru’ adlı kitabında açıkladığı ‘haz’ kavramını akla getirebilir. Metalaştırılmışa karşı bir direnç mekanizması olarak tarifleyebileceğimiz haz; programlanamayan, planlamayan, kolektif bir altyapıdan beslenir. Lefebvre bunu şu şekilde açıklar : “Haz, kendini tanrı katında konumlandıran sistem mimarlarının elinden ateşi çalar. İstedikleri kadar uğraşsınlar, mimarlar hazzı ne belirleyebilir ne yaratabilirler; tüketimci anlamda bedeni araçsallaştırmayı her denediklerinde hüsrana uğramaları kaçınılmazdır çünkü haz kaçıp gider. Lefebvre bireyin mekanda duyumsayacağı hazzı bedende toplayarak, haz üretimini mimarların tasarrufundan çıkartır ve bireyi özgürleştirir. Demek ki haz, mimari bir efekt de değildir. Tıpkı kuir mekan gibi, mimarın bakışının arkasında cereyan eden kontrol dışı unsurdur. Kuir mekan Lefebvre’de yalnızlıkta değil kolektif deneyimdedir.”(2014)


Gündelik mimarlığın değinmeye çalıştığı konu, popüler kültür algısı içerisinde dayatılmaya çalışılan pazarlama ve reklam odaklı projelerin kaçırdığı haz mimarlığı olarak özetlenebilir. Belli bir kuralı olmadığı için bir formüle dayandırılamayan bu anlayış, günümüzde çokça tartışılan mimarlık nasıl olmalıdır ve ne yaratır tartışmalarıyla faydalı mücadeleyi devam ettirebilir.

Kaynaklar:

1. Yeni Bir Gündem İnşa Etmek Mimarlık Kuramı 1993-2009, Edt. Krista Sykes, Princeton Architectural Press, 2010

2. H. Lefebvre. 2014. Bir Haz Mimarlığına Doğru.s.32.

https://xxi.com.tr/i/bir-haz-jouissance-mimarligina-dogru> erişim tarihi : 28.09.2017.